6 Aralık 2009 Pazar

Bizim Cemal

Büyüdüğüm evin bulunduğu apartmana komşu olan bir apartmanın, dairelerinden birinde Cemal derler, bir çocuk otururdu. Börtü böceği eliyle yakalar hepimizi korkuturdu. Abidik gubidik eşyaları birbirine bağlar, yine abidik gubidik icatlar yapardı. Birazcık mucit yapılıydı anlayacağınız. Derken büyüklerimizin büyümesiyle kirlenen ve üstüne bir de bizi büyütünce iyice çığrından çıkan dünya hepimize farklı yollar sundu. Herkes sahibi olduğu yoldan ilerledi. Yollar bazı bazı kesişti tabi ama çok da birleşmedi. Aylar yıllar geçti ama küçükken oynadığımız oyunların tadı hep damağımızda kaldı. Yeri geldi o günleri anıp hüzünlendik bile. Ama önümüze çıkan yol ayrımlarında hep farklı taraflara yöneldik. Okullar okuduk. Bazılarımız çalıştık çabaladık. Sonra Cemal' in yolu Hakkari' nin Yüksek ova ilçesine düştü. Öyle sanıyorum ki sürekli oradan dönünce neler yapacağını düşünürdü. Önce memleketine dönecek, kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışacak. Eğer başarırsa, gönlünde yatan güzeli bulup evlenecek, çoluk çocuğa karışacak, sonra çocukları da aynı onun geçtiği yollardan geçeceklerdi. Bazı ayrıntılar değişse de bu döngü hep aynı şekilde devam edecekti. Fakat döngüyü oluşturacak olan en önemli halka bir şekilde yerinden çıktı ve döngüyü bozdu.
Gerçi babası "Vatan sağolsun." dedi ama...